Tercih Meselesi

Sırf kendisi için yaşayan zevk içinde yaşayabilir fakat, küçük olarak yaşar ve küçük olarak ölür. Şehid Seyyid Kutub Rahmetullahi aleyh
‘Altın veya teneke tercih etmek’ diye bir deyim yoktur. Çünkü, kime ‘Altın mı tercih edersin teneke mi’
sorusu tevdi edilse alınacak cevabın ne olacağı bellidir.

Peki öyle ise neden bazı insanlar altın bir tutum sergiler iken bazıları içi boş tenekeden öteye geçmez işler peşindedir.
Cevabın bir kısmı basit; tercih meselesi.  Diğer önemli bir kısmı ise fıtrat ve kader gibi derin mevzuları gerektirmekte olduğundan, bu satırların yazarı  böyle derin mevzuları kıvırmaktan varestedir.  Ancak tercih meselesi ile ilgili kalem oynatacağımız büyük bir sahaya da müstağni kalamayız.

Peki, insanların tercihlerini yönlendiren etkiler nelerdir?
Esas cevap verilmesi gereken sorulardan biri de budur.
Cevap ararken Fatihalar okuyarak yakın geçmişimizden bir şehidin (Sedat Yenigün) sözlerinden örnek verelim teberrüken.

“”Ey İzm’ler: Kapitalizm, Sosyalizm, Faşizm, Sekülerizm…. Hepiniz, yabancı, hepiniz Avrupalı tercihlersiniz.
Başkalarının rüyalarını, hezeyanlarını sayıklatıyorsunuz. Çoğu; çare bulunmamış davaların haykırışıyla dolu.
Ama ortada ‘deva’da yok. Dert çok hemdert yok.” Diyen Cemil Meriç geliyor aklıma.
“Ortaya atılmışlar Refah Devleti, Özgürlükçü Demokrasi, Eşitlik-İnsan Hakları… Hepsi, hepsi laf..
Nerede yetiştirdiğin insan tipi, Ömer, Osman, Ali nerde göster. Bir İbrahim Ethem, Yunus, Osman Gazi, Nene Hatun göster, yok.  Ama devlete ekonomiye yol gösteren laf salatalarıyla dolu kitapların çok.”

Hani Asr-ı Saadetin? İnsanoğluna 10 yıl saadet verdiğin bir dönem göster! Yok! Ama laf salatan çok.
İnsan cebindeki ile var. İnsan fabrikada dişli, üretimde sadece bir ‘araç’
Materyalist sözlükler(iniz) ölümü, “organizmanın çürüyerek dağılışı”yapmış.
Çöken binada ölenler için devlet memuru sağlık görevlisi “3 kişi ex çıktı bu kattan” diyor.
İnsan ex olur mu? Mal ex olur. Yok olmamayı, ebedileşmeyi anlatacak sözler gerek!
Heyhat! Orada bile laf salatası ‘sonum hiçlik’ diyorsun.

“Aleminküfre göre hem başı hem sonu hiç,
iki hiç arasında varlık olurmu ki hiç” NFK.

Bu ideolojik tercihlerle batı insana ne verdi, asıl kendi tercihi HİÇ”  (Biz de) Senelerdir Batılılaşma macerasını yaşıyoruz. Her fikir Avrupa patentli. Politikacısı da, kumaşı da, modası da,  Nobel adayı da Batı’dan icazet arıyor. Avrupa’dan gelen her fırtınaya, hastalığa kapılarımız açık.  Liberalizmi bu bünye çıkarmadı, ferdiyetçi hukuku da bu medeniyet imal etmedi. Batı’dan transfer ve montaj suretiyle aldık; aynen onun gibi Marksizm de Liberalizm’in karşıtı gibi görünse de batıcı düşüncedir. Bütün bu izmlerin muhasebesini yaparak ve ıskartaya çıkaracak MEDENİYETİMİZİ tanıyarak gençlerimizin tercih etmesini sağlamak zorundayız.  Yoksa gençlerimiz kapitalizmi veya marksizmi (android veya apple da diyebilirsiniz) tercih ederek mal bulmuş mağribi gibi sarılır ve yeni yalanlar uğruna bir nesil daha heba ederiz.””
Sedat Yenigün¹

Tercihleri belirleyen etmenler üzerine bir şehidin tespitlerini ve çözüm önerisini gördük.
O kadar net tespitler ki, bugün hangi mevkutede yayınlansa otuz sene öncesinden bir ses olduğu akla gelmez bile.

Tercihleri etkileyen saiklerden biri de hiç şüphesiz karizmatik liderlerdir.
Bir amaç uğruna bir dava etrafında toplanmış bir ekip ve liderini düşünün. Belirlenen vizyona sımsıkı bağlı,
hedeflerinden asla şaşmayan liderlerini blok olarak destekleyip, onu kendilerine tercih eden takım arkadaşlarını hayal edin.
Kaptan (ve dava) belli noktalara gelinceye kadar yağmurda, çamurda hep arkadaşları ıslanmıştı.

Yıllarca “Zafer yakındır ve zafer bizimledir”, “Bizi ancak iki güzel bekler şehidlik veya gazilik”,
“rakiplerimiz büyük olabilir, ama bizim de inancımız var. Korkmayın zafer bizimle” retoriği ile
varılacak hedef ve kazanılacak zafer için her türlü zorluğa, yokluğa, sıkıntıya katlanma şuuru ile kardeşler olunmuş,
gençler yetiştirilmiştir.

Takım tüm sınavlara bu coşkuyla hazırlanmış-çünkü takımın gücünü liderin enerjisi belirlemiştir. Ne sıkıntı çekilirse çekilsin kullanılan yol (teşkilat, grup, şirket) kutsanmış ve çilelerin büyük mükafatla ödüllendirileceği va’zedilmişti.
Hal böyle iken, yaşanılan bir kırılma noktası ile, çok büyük olduğu vehmedilen rakip takımın kırmızı halıları,
sarayları, sınırsız imkanları gözleri kamaştırmış ve kaptan zafer şarkılarını ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’
diye transfer olduğu yeni yolda, yeni yol arkadaşları ile söylemeyi tercih etmiştir.² Yağmurda ıslananlar başkası olsa da.

Örnekleri artırmak mümkün. Bir gençlik dergisi ‘tercihler’le ilgili bir yazı hazırlamamı istemişti.
Buraya kadar; fikir-ide ve makam-mevki seçeneklerinin tercihler üzerindeki etkisine biraz değindik.
Gençleri en çok etkileyen noktalardan ikisinin, fikir ve makam (veya akademik unvan)  gibi saikler
olduğu  tespiti ile bu satırlar vücuda geldi.

Dolayısı ile “iki saat beni Taksim meydanında konuştursunlar, sonra isterse assınlar. Ben bu davaya başımı koydum”
veya  “Gençliğimiz bu davada geçti, dört şuurlu-davalı genç sırtında makbere gideyim makam olarak yeter bana”
teranelerine gençlerin (artık) kanmaması lazım.

Müteaddit defa gördük ki; Ali bin ebi talip radyallahu anhın sözü geçerliliğini korumaya devam edecektir:
“Zalimin en büyük yardımcısı mazlumlardır.” Anadolu insanı bu sözü şu şekilde içselleştirmiş:
“Sen eşek olursan semer vuran çok olur.”

Gençler; bize altın gibi gözükenlerin teneke çıkması veya bizim adam gördüklerimizin bizi eşek yerine koyma
olasılıklarının azımsanmayacak bir yüzdelikte olduğunu bilerek ilk gardımızı alalım.
Tercihlerimizi akıl ve duygularımızla birlikte kullanmalıyız ki “Müminin ferasetinden korkun, o Allahın nuru ile bakar”
hadis-i şerifi bize kılavuz olsun. Ne hamasetle kabartılmış duygularımızla veya ne de
batı taklitçisi bir ide ile sırf akılla tercih edemeyiz.

Bir ‘şey’ olmaya adanırsak, bu hırsımızın bizi sonuçta semer altına götüreceği açıktır. Biz zaten bir ‘şey’iz “Ahsen-i takvim”3 veya
dağların yüklenemediği  “Mukaddes yükün hamallığı”3
İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal Hamallık ki sonunda ne rütbe var ne de mal./N.Fazıl Kısakürek

Mühim olan geldiğimiz veya gelmek istediğimiz yer değil, geldiğimiz yerden neler yapabileceğimizdir.
Ceplerimiz tercihlerimizi belirler ise ancak semerin içinde yüklü olan kitaplar kadar değerli işleri tercih etmiş oluruz.
Ama tercihlerimizi belirlerken doğru beslenme kaynakları bulursak şahadeti, oyun ve eğlenceye tercih etmiş ve bunu da gençliği,
canı ve kanı ile ispat etmiş olan Şehit Sedat Yenigün’ü önümüzde bir müjdeci olarak görürüz (inşallah)

7 yaşında başlayan ilköğretim 8 yıl, lise 4, üniversite 4 askerlik 1 yıl diye toplasak 24 yıl sonunda
elimize geçecek bir A4 parçası için çok büyük bir bedel ödemiş olabiliriz. Ve dahası henüz karşılık alınmamış
(bir iş veya kaynak üretememiş, insanlara faydalı bir hizmet geliştirememiş) bir noktada bulunmak tercih edilmeli mi?
Herkes bu soruyu kendisine mutlaka sormalı. Evet diploma (veya herhangi bir makam) amaç olmamalı ama eğitim şart.
Mutlaka yüksek eğitim almalı ve iyi derecelerle mezun olmayı bir sorumluluk olarak görmeliyiz.
Sadece diploma veya kartımız üzerinde yazacak bir titr için olağanüstü büyük ve asla geri alınamayacak bir bedel ödememeliyiz.
Herhangi bir yere varmak değil yapmak çok daha önemli. Kim ve ne olmaktan çok, ne işe yaradığı önemli insanın.
“İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır” hadisi kıyamete kadar önümüzdedir.

“insanları ve cinleri kulluk-ibadet yapsınlar” diye yaratan Allahın emrini, kulluk sisteminde kalmak
şeklinde düşündüğümüzde, sırf kendisi için değil başkaları için de yaşamak-faydalı işler yapmak,
başkalarının getirdiği makamdan, şehit ile semer arasındaki kadar büyük bir farkı işaret ettiği sonucunu çıkarabiliriz.
Yoksa, “Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz” (ali imran, 110)  ayeti nasıl canlanabilir üzerimizde?

”Sırf kendisi için yaşayan zevk içinde yaşayabilir fakat, küçük olarak yaşar ve küçük olarak ölür”. Şehid Seyyid Kutub (ra)

Yazının bağlamını oluşturduğumuza göre; esas olan altın veya tenekeyi tercih etmek değildir.
Esas olan ne yapmayı tercih ettiğimizdir. Tutum geliştirmek diyebiliriz buna. Tutum sahibi olmak, bir duruş sergilemek.
Ana babamı, rengimi, ırkımı, doğum yerimi seçemiyorum. Bu alanlar tercihime kapalı. Ailemin, maddiyatımın veya
kardeşlerimin yardımı ile bir yerlere gelebilirim ama mühim olan geldiğim yer değil geldiğim yerde neler yaptığımdır.
İşte bunu tercih edebilirim. Buna göre de ALTIN veya TENEKE olarak tercihim değerlendirmeye açık olacaktır.

Her yeni gün, güneş yeni umutlar ile tekrar doğmaktadır. Siz yaptığınız tercihe göre değerlendirileceksiniz.
İnsanların sizi değerlendirmesi mi, yoksa siz kendi hayatınızı kendiniz mi değerlendirmek istiyorsunuz,
tercih sizin.
Yavuz Selim Taştekne

Dipnotlar:

1 Bir şehidin notları-1950-1980/Sedat Yenigün-inkılab
2 Değişen sahne ve değiş(mey)en aktörler/M. İstanbullu 2004
3 Biz, gerçekten insanı en güzel-en mükemmel şekilde yarattık. (Tin, 4)
4 Eğer biz, bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik, elbette sen onu
Allah korkusundan başını eğerek parça parça olmuş görürdün. (Haşr, 21)
5 Hadis-i Şerif (Buhari, mağazi-35)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s