Pazarcı Kadının İmanı

“Sabah aç mide ile ayrılan kuşlar akşama kursakları dolu olarak yuvaya döner” hadis-i şerif

Elektronik cihaz toptan satışı yapan şirketimizin bir de perakende mağazası bulunmaktaydı.  Semt pazarı
mağazanın bulunduğu caddede kurulurdu. Bizden sürekli kontör, hafıza kartı vs. gibi alışveriş yapan pazarcı bir bayan sabah erkenden dükkana girdi ve yeni telefon modellerine bakmaya geldi. Beğendiği modelin fiyatını sordu. Tezgâhtar “size şu fiyat olur” şeklinde yaklaşım gösterdi. Müşteri “Şu an üzerimde o kadar yok, ben tezgahı açayım, öğlen 2 gibi gelir alırım”

Şu inanca bakın ne kadar net: Tezgah açayım iş yaparım. Şu Saate kadar yeterince kazanırım. Kadın bunları söylediğinde Harun Reşit zamanında yaşanmış şu olay aklıma geldi;

Meşhur bir âlim yanında yüzlerce talebe, binlerce mürid ve kalabalık bir seven kitlesi ile şehrin merkezine gelmiş.  Bu büyük kalabalığı gören bir nine
“Allah Allah, bu ne kalabalık böyle” deyivermiş. Nineyi duyan bir mürid:
–Teyzecim, bu evliyadan-Allah dostlarından-falanca kişidir.
“Peki onu meşhur eden ne? ”
–Efendim o, Allah Teâlâ’nın varlığı hakkında 1001 tane delil ortaya koymuştur.  Teyze gülerek;
“Evladım eğer onun binbir şüphesi olmasaydı, 1001 tane delile ihtiyacı olmazdı. ”Ben hiçbir delile ihtiyaç duymadan ‘Bir olan Alemlerin Rabbi Allah’a iman ediyorum”

Bu söz alime ulaşır ve alimin çok hoşuna gider. ”Allah’ım senden şu ihtiyar kadının imanı gibi bir iman ve kalp safiyeti istiyorum” diye dua edip etrafındakilere de “Dininizi çok iyi araştırın, öğrenin ama bu nine gibi ancak saf bir gönülle Allaha iman edin” der.

Geçmişte yaşamış ihtiyar kadının kalbinin safiyeti, günümüzde yaşayan pazarcı kadın ile ne kadar örtüşüyor dikkat ettiniz mi?  Ben bu pazarcı kadından büyük ders aldım. Dilerim ki ticaretle uğraşan herkes bu tip dersleri kaçırmaz.

Hud suresinde Allah Teala “Rızkın kefili” olduğunu belirtiyor. Pazarcı kadın bu ayetin adeta yaşayan bir hali gibiydi. Ayeti bilmese bile şunu iyi biliyordu ki  ”kazanmak istiyorsan tezgahını erkenden açacaksın.” Kapılarından birin üzerine ayet meali olarak; ”Kazanan Allah’ın sevgilisidir” yazısı, hiç te boş  yere konmamıştır Kapalıçarşı’da.

“Oku” emri geldiği gibi “Kalk, elbiseni düzelt ve anlat” emri de geldi. Ayağa kalk, donanımlı ol, kılık kıyafetin düzgün olsun ve anlat.  Kelime ve kavramları yerli yerinde kullan. Özetle OKU ve ANLAT.

En güzelini okumaya layık görülenlerin anlatırken de en güzel sözcükleri seçmeleri gerekir.
Biri geçmişte ve biri de günümüzde yaşanmış; inanç kavramının isabetli kullanıldığı iki  örnek vermek istedim.

Çok güzel bir iş yapan sahabeye; Efendimiz Aleyhisselam “dile benden ne dilersen” kabilinden bir söz söyleyince sahabe de uyanık, fırsatı kaçırmıyor  “Ya Rasulullah dua edin de cennete gireyim” der. Efendimiz de “tamam ama bir şartla, sende secdelerinle bana yardım edeceksin” buyururlar. Sahabe kalitesinde bir iman ve ahlak sahibine dahi Peygamber tavsiyesi “secdeler”.

Peygamber duasının insanı cennete sokacağına inanırız. Ancak cennete aday olan kişi de “Peygamber duası almış biri nasıl gayret eder”  düşüncesi ile hareket etmelidir. Peygamber olmak ve sahabe olmak kıyamete kadar mümkün olmayan bir iştir. Ama saf bir kalp ile Allaha iman her zaman mümkündür. Ve kalp safiyetine sahipseniz, pazarcı kadın bile olsanız, “Allahım şu yaşlı kadının kalp safiyeti ile iman ettiği gibi iman etmek istiyorum” şeklinde Alimlerin gıpta ettiği bir seviyeyi yakalayabilirsiniz.

yavuz selim taştekne

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s